Müminlerin Zorluk Anlarında Güçlenen
Tesanüdlerinin Sırrı
1. Güçlü Bir Allah Sevgileri Vardır
İman edenlerin güçlü bir tesanüde, sadakat ve teslimiyete sahip olmalarını sağlayan birçok neden vardır. Bunun en önemlierinden biri, Allah’a olan derin sevgileridir.
Allah'ın, "Ve de ki: "Allah'a hamd olsun, O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız." Senin Rabbin yaptıklarınızdan gafil değildir." (Neml Suresi, 93) ayetiyle haber verdiği gibi, Allah müminlerin kalplerini güçlendirmek, onların Kendisi'ne olan sevgi ve bağlılıklarını artırmak için, nefislerinde ve de çevrelerinde meydana gelen herşeyin 'hak' olduğunu onlara göstereceğini vadetmiştir. Bu ayetin hükmü gereği müminler, hayatları boyunca başlarına gelen herşeyin Allah'ın kendilerine olan vaadinin bir gereği olarak gerçekleştiğini bilerek hareket ederler. Allah'a olan imanları, sevgileri ve buna bağlı olarak da teslimiyet ve sadakatleri sürekli olarak artar. Allah'ın her zaman müminlerin dostu ve yardımcısı olduğunu, tüm dualarına karşılık verdiğini bilir ve O’na karşı büyük bir sevgi duyarlar. Zorluklar karşısında Allah'ın rızasını kazanabilmek için teslimiyetle sabreder, Allah'ı vekil edinir ve O'na sığınırlar. Allah’ın bildirdiği din ahlakını tebliğ ederken karşılaştıkları zorlukların ilmi mücadelelerini engellemesine izin vermez, olumsuz gibi görünen durumlarda, din ahlakının yayılmasını önlemek için çaba harcayan kişilerin düşündüklerinin aksine tesanüdlerini daha da güçlendirirler. Bu da müminlerin gerçekten güçlü bir Allah sevgisine ve sadakat duygusuna sahip olduklarının en güzel delillerinden biridir. Allah Kuran'da müminlerin güçlü bir bağlılık ve teslimiyet duygusuna sahip olduklarını şöyle bildirmektedir:
"...Onlar, Allah'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) arayıp, Allah'a ve O'nun Resulüne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından sürülüp çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık olanlar bunlardır. (Haşr Suresi, 8)
2. Allah Korkularında Samimidirler
Allah sevgisi, tesanüdün yaşanması ve artması için çok önemli bir özelliktir ancak tek başına yeterli değildir. Beraberinde mutlaka Allah korkusu da gereklidir. Çünkü Allah korkusu, kişinin Allah'ın emir ve yasaklarına karşı son derece titiz olmasını, O'nun beğenmeyeceği tavırlardan şiddetle kaçınıp sakınmasını, şeytanın ve nefsinin telkinlerine karşı güçlü ve iradeli olabilmesini sağlar. Tesanüdün temeli de budur. Bu birliği oluşturan müminlerin her biri, Allah'a karşı içli bir korku duyup O'ndan sakınır, Kuran ayetlerine kayıtsız şartsız teslimiyet gösterirler. Allah'tan başka hiç kimsenin rızasını aramaz, Allah'tan başka hiç kimseden korkmazlar. İhlası daima ayakta tutmalarından dolayı Allah'ın desteğini kazanmış olurlar ki, Allah'ın Aziz (mağlup edilmesi mümkün olmayan, galip olan) sıfatı nedeniyle işlerinde her zaman üstün gelip, başarı kazanırlar. Allah'ın “… Onlardan korkmayın, Benden korkun, üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım. Umulur ki hidayete erersiniz.” (Bakara Suresi, 150) ayetinin sırrına vakıf oldukları için kimsenin nifak sokup dağıtamadığı, birbirine düşürmeyi başaramadığı, şüphe verip gücünü kıramadığı olağanüstü bir direnç ve kuvvet gösterirler.
3. Tesanüd İçinde Olmazlarsa Kötülüğün Yayılacağını Bilirler
Kuran’da “İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur.” (Enfal Suresi, 73) ayetiyle tesanüdün İslam ahlakındaki önemi haber verilmiştir. Rabbimiz, bu ayetle müminlerin bir araya gelmemeleri, birbirlerine dost ve veli olmamaları durumunda, yeryüzünde fitnenin artacağını bildirmiştir. Dolayısıyla müminler, kötülüğü örgütleyenlerin baskıları sonucu tesanüdlerini kaybeder ve fikri mücadelelerinin zarar görmesine izin verirlerse, yeryüzünde zulüm ortamının yayılacağının bilincindedirler. Bu nedenle tüm iyi özelliklerini kaybetmiş, acıma duygusunu yitirmiş, manevi değerleri tamamen göz ardı eden insanların ortaya koydukları zulüm ve kötülüklere engel olmak için kararlılıkla ittifak eder, yeryüzünde kötülüğün yerine iyiliğin ve güzelliğin hakim olması için yoğun bir çaba içine girerler.
Allah rızası için birlik içinde hareket etmek, müminlerin zorluklar karşısında başarı elde etmesinde önemli bir imani sırdır. Müslümanların tarih boyunca yaşadıkları olaylara baktığımızda da zorluk ve sıkıntıların hep bu şekilde aşılabildiğini görürüz. Başta, Allah'ın tüm insanlara örnek kıldığı Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) ve sahabeler olmak üzere, Müslümanlar bu ahlakı en güzel şekilde yaşamış, gösterdikleri üstün tesanüd ve fedakarlık örnekleriyle İslamiyet'in ve Kuran ahlakının tüm dünyaya yayılmasına vesile olmuşlardır.
4. Kader Gerçeğine Gönülden İman Ederler.
Müminler, hayattaki her şeyin Allah’ın emri, kontrolü ve belirlediği kader dahilinde meydana geldiğini çok iyi bilirler. Kuran-ı Kerim’in “… “Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler.”” (Tevbe Suresi, 51) ayetinde vurgulandığı üzere, her ne olursa olsun her şeyi Allah’ın yarattığının bilincindedirler. Dolayısıyla bu değerli insanlar, karşı karşıya kaldıkları hiçbir olayı "kötü" olarak değerlendirmez, başlarına gelenler veya gelebilecekler nedeniyle asla telaşa ve üzüntüye kapılmazlar. Bazı olaylar kötü gibi gözükse de, gerçekte bunların kendileri için hayırlı sonuçlara vesile olacağını bilirler. Çünkü Allah müminin karşısına bir olay çıkarmışsa, mutlaka onda bir hayır vardır. İslam tarihi bunun somut örnekleriyle doludur. Gerek Sahabe-i Kiram’ın yaşamları, gerekse Kuran’da haklarında bilgi verilen peygamberler ve beraberlerindeki iman edenlerin yaşadıkları olaylar, bu durumun en güzel örneklerindendir. Sonsuz rahmet sahibi olan Allah bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:
“...Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi, 216)
5. Allah Yolunda Çaba Harcamak Konusunda Kararlıdırlar
Allah’ın rızasını aramaktaki kararlılıkları, müminlerin güçlü tesanüdlerinin en önemli kaynaklarından biridir. Allah’ın izniyle hiçbir zorluk, tek amaçları Allah’ın rızasını kazanmak olan müminleri, O’nun emirlerini yerine getirmekten alıkoyamaz. Bu nedenle de dinsizliği yayan sistemlere karşı sürdürdükleri fikri mücadele boyunca yakın çevrelerinden ya da din ahlakının yayılmasını istemeyen diğer kişilerden ne tür bir baskı görürlerse görsünler bu kararlı tutumlarını sürdürürler. Allah’ın izniyle hayatları boyunca gittikçe artan bir şevk ve azim içinde kulluk görevlerini yerine getirir ve Allah’ın yoluna ve diğer mümin kardeşlerine daha güçlü bir şekilde sarılırlar. Herşeyi yapanın Allah olduğunu bildikleri için şevk ve heyecan içinde karşılarına çıkan her fırsatı değerlendirir ve hayırlarda yarışırlar. Çünkü müminler, Kuran’da "Müminlerden öyle erkek-adamlar vardır ki- Allah ile yaptıkları ahde sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirdi, kimi beklemektedir. Onlar hiçbir değiştirme ile (sözlerini) değiştirmediler." (Ahzab Suresi, 23) ayetiyle bildirildiği gibi, Allah’ın rızasını kazanmak için ölünceye dek aynı kararlılığı gösteren kişilerdir.
www.IslamBirligi.org