Müminlerin Dayanışmasının Neden Yeryüzünde Başka Bir Örneği Yoktur?
Bir arada olmaktan büyük zevk alan, birbirlerini onore etmeyi, şevklendirmeyi seven, fedakarlık yapmaktan mutluluk duyan, kendisi için istediğinin aynısını hatta daha fazlasını kardeşleri için isteyen bir anlayış muhakkak ki, dünyevi beklentilere dayalı bir birliktelikten çok farklı olacaktır.
Müslümanların bu tesanüdünü diğer tüm dayanışmalardan farklı kılan en önemli unsur ise, iman edenlerin, Allah rızası için birbirlerini sevmelerinin verdiği güç vesilesiyle büyük bir manevi kuvvete sahip olmalarıdır.
“… (O zaman) Muhakkak Allah’a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: “Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah’ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara Suresi, 249) ayetiyle bildirildiği gibi müminler, kalplerindeki iman vesilesiyle, az sayıda bile olsalar, büyük zorluklara ve güçlüklere karşı galip gelecek bir şevk ve irade kazanmış olurlar. Gösterdikleri güzel ahlaktan dolayı Allah’ın yardımını ve desteğini kazanırlar. Allah’ın
“… eğer (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz.” (Al-i İmran Suresi, 139) ayetiyle bildirdiği gibi, kimsenin birbirine düşüremediği, gücünü kıramadığı üstün bir manevi kuvvet oluştururlar.
İman etmeyenler, geçmişte olduğu gibi, bugün ve gelecekte de iman edenlere iftira atmaya, onlara karşı baskı ve hatta zulüm uygulamaya devam edeceklerdir. Ancak onların iftira ve eziyet verici sözleri, baskı ve zulümleri geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de iman edenleri üzmeyecek ve onlara bir zarar veremeyecektir.
SONUÇ:
Müslümanların Tesanüdü Allah'ın İzniyle Kuran Ahlakının Hakimiyetine Vesile Olacaktır
Dünyanın barışa, dostluğa ve kardeşliğe belki de en çok ihtiyaç duyduğu dönemlerden birini yaşamaktayız. 20. yüzyıla damgasını vuran çatışmalar, yeni yüzyılda da tüm hızıyla devam ediyor, dünyanın dört bir yanında masum insanlar bu kargaşa ve çatışma ortamından dolayı maddi ve manevi kayba uğruyorlar. Bu nedenle bugün müminlerin birlik içinde hareket etmeleri, Allah yolunda yürüttükleri fikri mücadelenin tüm engellemelere rağmen devam etmesi, karşılaştıkları her zorlukta Allah’a sığınarak dayanışmalarını arttırmaları büyük önem taşımaktadır. Kuran ahlakının gereği ve Peygamberimiz (sav)'in emri budur. Bu büyük fikri mücadele sonucunda yalnız Müslümanların değil, tüm insanlığın çektiği sıkıntılar -Allah'ın izniyle- sona erecek, insanlık barış, huzur ve mutluluğa kavuşmuş olacaktır. Ahir zamanın kutlu şahısları Hz. İsa ve Hz. Mehdi önderliğinde tüm Müslümanlar kenetlenmiş bir bina gibi bir araya gelecek, kardeşlik ve tesanüdleriyle tüm dünyaya örnek olacaklar ve bu vesileyle dünyada Kuran ahlakının güzelliklerinin yaşanmadığı hiçbir yer kalmayacaktır. Bu Allah'ın vaadidir ve gerçekleşmesi Allah’ın izniyle çok yakındır:
"Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile." (Saff Suresi, 9)
Sayın Adnan Oktar’ın Mayıs Ayında Haber5.com ile Yaptığı Röportajdan…
“ Komplolar üreterek, iftira atarak, oyun oynayarak netice elde etmeye çalışıyorlar. Ama bu tip şeyler olduğunda daha olumlu etkileniyor Müslümanlar, yani saldırıldıkça, baskı gördükçe, Müslümanlar daha şevklenip, daha güçleniyorlar. Çünkü baskı olmadığında bir meskenet (uyuşukluk) meydana gelir. Mesela sıcak bir ortamda insanı uyku basar. Özellikle adamın bir amacı gayesi de yoksa. Ama ani bir hareketlenmede, orada bir yağmurun yağması, pencerelerin açılması, önemli bir haberin gelmesi, orada ani bir canlanmaya sebep olur. Müslümanların da bu tip canlanmaya ihtiyaçları vardır. Adeta adrenalin etkisi yapar. Onlara yapılan her türlü baskı, zulüm, cebir onların güç kazanmasına sebep olur. Diğer türlü bir sakinlik ve meskenet olur.”
İman Etmeyenlerin İttifakı Bozulmaya Mahkumdur
Allah'a ve ahirete inanmayan ve özellikle müminlere ve fikri mücadelelerine zarar vermek isteyen insanların birlikteliklerinin temelinde dünyevi değerlere verilen önem ve yine dünyevi menfaatlere yönelik beklentiler vardır. Bu kimseler, bir araya gelerek bir anlamda karşılıklı bir menfaat anlaşması yapmışlardır. Ancak Allah'ın "… Kendi aralarındaki çarpışmaları ise pek şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın, oysa kalpleri paramparçadır. Bu, şüphesiz onların akletmeyen bir kavim olmaları dolayısıyla böyledir." (Haşr Suresi, 14) ayetiyle haber verdiği gibi, iman etmeyenler her ne kadar birlik ya da dayanışma içerisinde gibi görünseler de temelde birlik olamazlar. Dolayısıyla da ilk zorluk anında bozulan dayanışmaları gibi, din ahlakının tebliğini önlemek için iman sahiplerine kurdukları tuzaklar da Allah’ın izniyle en başından bozulmaya mahkumdur.
Bediüzzaman Said Nursi’nin İman Edenlere Öğüdü"...yüzer ayet ve ehadis-i nebeviyyenin (Peygamberimiz (sav)'in hadislerinin) şiddetle emrettikleri uhuvvet (kardeşlik), muhabbet ve teavünü (yardımlaşmayı) yapıp bütün hissiyatınızla ehl-i dünyadan daha şiddetli bir surette meslekdaşlarınızla ve dindaşlarınızla ittifak ediniz... yani ihtilafa düşmeyiniz. "Böyle küçük meseleler için kıymetdar vaktimi sarfetmekten ise, o kıymetli vaktimi zikir ve fikir gibi kıymetdar şeylere sarfedeceğim " deyip çekilerek, ittifakı zaifleştirmeyiniz (birliği zayıflatmayınız). Çünkü bu manevi mücadelede küçük mesele zannettiğinizden çok büyük olabilir. "
“Artık 'kötülüğü örgütleyip düzenleyenler', Allah'ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler? Ya da onlar, dönüp-dolaşmaktalarken, onları yakalayıvermesinden (mi emindirler?) Ki onlar (bu konuda Allah'ı) aciz bırakacak değildirler.” (Nahl Suresi, 45-46)www.HarunYahya.net